ein Bild ein Bild

ein Bild

ein Bild
   
  yurdum armutlu
  Anılarımız - 2
 
     Hikayeler                                                                                
      
 

Aklıma geldide yazdım. Bu yaz köye gitmiştim birazda bu siteyik kurmak için ön çalışma yapacaktım köy meydanına ve kahve önüne gittim. 8- 10 kişi vardı bir boş sandalyeye oturdum sohbet ediyorduk. bu arada OSMAN amcam geldi. hepimiz kalktık selam verdik meraba dedik oturduk. ama OSMAN AMCA oturmadı bende oturdum orda bir sürü boş sandalye vardı bende oralara oturur diye düşündüm önce anlamadım ama sonra dedilerki ahmet hoca sen OSMAN amcanın sandalyesiye oturmuşun bilmiyordum tabi hemen kalktım OSAMAN AMCAMA sandalyesini verdim. oturdu Acaba şimdi o sandalyede kim oturuyor merak ettim Bir anı OLARAK YAZDIM
                                  

Gönderen Ahmet BOZKURT Site Yöneticisi İstanbul


     
    
  BU SİTE AYNEN BÖYLE DOĞDU
  

Bakın size bişey anlatacağım bu site nerden doğdu yada neden kurdum kelimesine noktasına kadar anlatıyorum.YALAN YOK Ben koyden çıkalı 40 yılı geçti ara ara genelde köye geldim ama koptuk hayat mücadelesi haber aldık alamdık şimdiyi demiyiyorum ama ben ablam lefika Amaçın öldüğünü altı ay sonra mektupla öğrendim Kamil Amcamın öldüğünüde bir yıl sonra öğrenebildim.Hiç unutmam bir ara Köye gitmiştim Ali amcam LAKABI Köf ALİ bana dediki Ahmet Amcanını kaybettik sen nerdesin niye gelmedin demişti Bende nasıl gelirimki nerden haber alırım O zaman Vanda görevliyim HABERİM BİLE YOK DEDİM ABLAMI KAYBETTİM AMACAMI KATBETTİM AYLAR SONRA HABERİM OLDU Ahmet amcamın öldüğünü bana kim söyleyecek dedim tabi oda kendine göre haklı acılı üzgün orda içimden ağladım. YEMİN ŞUAN HÜNGÜR HÜNGÜR AĞLIYORUM neyse konuya geleyim yine birara köye gitmiştim yazın kavhe önündeyiz oturuyoruz Osman ÇAL Amacaya sordum Duran ne yapıyor Duran benim sınıf arkadaşım OSMAN AMACAM ne desin oo duran öleli ÇOOOK oldu dedi orda ben  BİTTİM Utandım SUÇ OSMAN AMACAMDA DEĞİL bende benim haberim yok İŞTE o an karar verdim site yapacağım köye her olay anında tüm dünyaya Türkiyeye duyulacak işte bu site böyle doğdu OSMAN AMACAMIN sitenin oluşmasında katısı vaar hep bana teşekkür etmeyin OSMAN AMCAYADA dua edin bak şimdi ne oldu anında herşeyden haberimiz var ablamın öldüğünü 6 ay sonra öğrendim ama şimdi KİLLİKTE kimin kuzusu hasta DÖLLÜKTE kimin hayanı doğurdu. bende sizde biliyoruz Bu vesile ile OSMAN AMCAMI bir kez daha  Anıyorum BİZ SENİ ÇOK SEVİYORUZ OSMAN AMCA....

                                
Gönderen Ahmet Bozkurt Site Yöneticisi İstanbul

 
 
     
..     
 
Nizamettin Yılmaz (Almanya)
 
31 Ocak 2010 20:51
  

Görüldüğü zaman Allah'ı hatıra getiren insan mü'mindir. Tavırlarıyla, yaşantısıyla ve kulluğuyla insanlar vardır; yaşamayı ve kulluk yapmayı insanlara sevdirir. Takdire boyun eğer, Rabb'ine sadakatından dolayı. Hayata sımsıkı bağlıdır; sebepleri yerine getirmenin de kulluk vazifesi olduğunun şuurunda olduğu için. Uzun bir ömür yolculuğunda hiç bir zikzak çizmeden, dosdoğru bir çizgide yaşar. İnsanlarla barışıktır, yaratandan ötürü. Kendisini hep hazırlamıştır esas aleme yolculuğa, verilen hastalığa hep rıza göstermiştir; teslimiyetinden. Bir ameliyata giderken sanki vuslata eriyormuşcasına vedalaşır bütün evlad-ı iyalıyla ve sevenleriyle. 'Yeter' der bilseki kadere muhalefet olmasa, verilen ömre. Biliyor ki; buna sabır da bir ibadettir Rabb'ine, kulundan. Kim bilir, belki de almıştır muştuyu?. Hissettirmez, hissettiremez evlatlarına ve dostlarına bu hüzünlü yolculuğu; O'nun korkusu ne ölümdendir, ne de ameliyatın acısından, bilakis, ayrılıktandır... Ama biliyor ki; bekleyenler var orada, merhamet kaynağının sahibi ve o kaynağın dağıtıcısı Efendimiz (s.a.v.) ve O'nun sevgili yarenleri bekleşmedeler, şimdi evlatlarının nöbetle refakat etmeleri gibi. İşte beklenen bir ayrılığın vukuunda, yolcu için söylenebilecek taktirkar ifadeler böyle olsa gerek. Sevgili dayım H. Ömer Uçar'a Rabb'imden şifalar dilerim. Hayalimde oluşan Ömer dayımın portresini yazıya döküp, sizlerle paylaşmak istedim. Rabb'im, O'nu seven kullarını severmiş ve diğer kullarına da sevdirimiş. Hürmetler...

     
    

 
Nizamettin Yılmaz (Almanya)
 
 
 
11 Aralık 2009 23:55
 

Hazan günleri, hüzün mevsimine mi döndü acaba? Bir zamanlar bir umut ışığıydı, Anadolu insanı için Avrupa'ya gelip, kısa sürede beş-onbin lirayı biriktirip, hayallerini kurduğu refah içinde yaşayabilmenin olmazsa olmazları olan bir traktör, bir ev ve biraz da tarla alıp dönmekti memlekete, baba ocağına. Fakat realiteler böyle değildi, bir gelmişti, iki derken çoluk çocuk ve koca bir aile. Ömrün büyük bir kısmı ve hatta en kamil kısmı geçiyor diyar-ı gurbette. Her gün yeni bir ümitle başlanan bir hayat ve safiyane kurulan hayallerden uzaklaşma. Ha şimdi ha yarın derken bir türlü bitmeyen zaruriyetler silsilesi, oluşturulmuş yeni bir dünya ve kurulan koparılması zor bir bağ ikinci vatanla. Yaş kemale erince içindeki bu memleket hasreti eskisinden daha da hırçın bir şekilde depreşiyor, fakat nafile. Evlatlar ve özellikle de torunlar yine hayallerin üzerini örtüyor ve dönüşü engelliyor. Bu baba olmanın, ata olmanın fıtri bir neticesi olarak zuhur ediyor Anadolu insanında. Hayalinde, doğup büyüdüğü köyüne-evine yerleşmek vardı. Bir ömür boyu çekilen hasreti dindirmek ve eski günleri yad etmekti son hayalleri, fakat ömrü vefa etmedi, bir perşembe günü; tek gelip bir çınarın salınan dalları misali evladlarının ve yakınlarının gözü önünde irtihale yürüdü. Evet Avrupa'daki çınarlarımızdan birisi, Süleyman Şahin amcadan bahsediyorum. Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun. Ailesine ve
sevenlerine başsağlığı ve sabır diliyorum. Hürmetler...
    
 
Hasan Duran
 
şehir: Beverwijk-Hollanda

yil 1996 Ahmet´´emmim Hollanda´´ya geldi ikiay misafirim oldu. Ben ve arkadaslarim ona doyamadik ondan cok sey ogrendik onun hosgorusu tatlidili guleryuzu yani cok pozitif bir insandi emmimi unutmadik unutmayacagiz.Hep rahmetle hurmetle saygiyla anacagiz cicime ve onbir cocuguna hatta ve hatta butun armutlu´´ya bassagligi dilerim mekanin cennet olsun.Canim Ahmet Bilgic´´emmim obur alemde gorusmek uzere insaAllah´´Allah yar veyardimcin olsun.Yegenin Hasan Duran.
     
    
 
Mehmet Aslan
19 Mart 2010 15:28
Şehir: Ankara Yaş: 51
Atatürk’le ilgili bilinmeyen bir anı-1 1919 yılında Samsun’da telgraf memur yardımcısı olan Ahmet Remzi (Coşkuner) Bey anlatıyor: “Askerlik görevimi yaparken eğitimim olması nedeniyle telgrafhanede görev verilmişti. 1918 yılı sonlarında Mondros Mütarekesi ile 1919 başlarında birliğimiz salıverildi. Fransız işgali altında olması sebebiyle memleketim Antakya’ya gidemedim. Arkadaşlarımın tavsiyesi üzerine Samsun’a gittim. Telgrafhaneye başvurarak maniple denilen aleti ve Mors alfabesi bildiğimi ve askerlik sırasında telgrafhanede çalıştığımı söyleyince, kadro olmadığı halde ihtiyaç nedeniyle beni görevlendirdiler. Akşamları kahvehanede toplandığımız ve umutsuzluk içinde vatanımızın elden gittiğini düşündüğümüz 1919 Mayıs’ında Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a geldiğini duyduk. Halkın çoğunluğu ‘Mustafa Kemal Paşa da diğer gelip gidenler gibi fes kapmaya gelmiş biridir’ görüşünde idi. O zamanlar fes kapma deyimi, memleketi düşünmeden bir mevki elde etmeye çalışmak anlamında kullanılıyordu. Samsun telgrafhanesinde nöbetçi olduğum bir gece hava yağmurlu ve elektrik yüklü idi. O zamanlar paratoner sistemi olmadığı için telleri toprağa vermiştim. Kapı nöbetçisi koşarak geldi ve Paşa geliyor dedi. Mustafa Kemal Paşa ciddi ve güven veren bakışları ile çalışma odamıza girdi. Ayağa kalktım. ‘Buyurun Paşam!’ dedim. ‘Derhal Havza ve Amasya işle görüşmem gerekiyor!’ dedi. ‘Hava elektrikli. Telleri toprağa verdik. Sizi görüştüremem’ cevabını verdim.
Sonra şu konuşma geçti aramızda. ‘Bu konu vatanın kurtuluşu ile ilgilidir. Muhakkak görüşeceğim. Bir elini makineye koy, diğerini ben tutacağım, yıldırım çarparsa seni de çarpar beni de!’ ‘Ama Paşam!’ ‘Ya ölürüz ya vatan kurtulur!’ Ceketinin cebindeki ipek mendili çıkartıp maniplenin üstüne koydu. Benim için telleri devreye sokmaktan başka çare kalmamıştı. Elimi bırakması için yaptığım ısrarlara aldırmadı ve elimi bırakmadı. Önce Havza’yı aradım. Derhal cevap geldi. Nöbetçi memur Kemal Paşa’nın adamlarının emir beklediklerini söyledi. Paşa şifreli bir not verdi. Yazdım. Gelen şifreli cevaba elimi bırakmadan baktı, alelacele bir şeyler yazdı. Onu da Havza’ya ilettim. Sonra Amasya ile de şifreli bir görüşme yaptı. Sonra elini sırtıma koydu ve ‘Oh, çok şükür vatan kurtuldu!’ dedi ve maiyeti ile birlikte gitti. Birden aptallaşmıştım, ter içinde kalmıştım. Oturduğum yerden uzun süre kalkamadım. Mustafa Kemal Paşa hayatını ortaya koyuyordu. Fes kapmaya gelmiş birisi olamazdı. O bir vatanperverdi. Atatürk’e olan hayranlığım böyle yağmurlu bir gecede başlamıştır.” *** Bu anı Ahmet Remzi Bey’in oğlu Dr. Şakir Coşkuner tarafından Zülfü Livaneliye iletilmiştir. Çanakkale Zaferi’nin anıldığı bu günlere bir katkı olması amacıyla sizlerle paylaşmak istedim. Hepsi nur içinde yatsın!
 
    
 
 
      Esvet ASLAN 14 Mart 2010 23:33 Şehir: İSTANBUL Yaş: 54
Sene 1969 daha önce yazmıştım. Köyde Ortaokul olmadıgı için Taşpınara gittiğimizi. Ortaokulda kardeşim Mehmet, Yahya ve Kutluköyden Ayhan ve Şaban elif cicimin (Yahya ve ahmetin annesi) akrabasınının evinde kirada oturuyoruz. Kutlukö'den olan arkadaşlar babamın arkadaşlarının çocukları. Neyse ev iki katlı. Alt kat samanlık ve bir oda. biz Üst katda kalıyoruz. şaban ve ayhan küçük oadada. Ben Mehmet ve Yahya büyük odada. evde mutfak yok tabiki. bizim oda büyük oldugu için bu oda aynı zamanda mutfaktı. Ama şimdiki anladığınız anlamda mutfak degil tabiki. Biz Gaz ocagı ve köyden her hafta getirdiğimiz yufka ekmek ve bulgur ! arada da bir Patetes. bir gün yine gaz ocagını yaktık. Ama hep isli yanıyor. Bir türlü isi çözemedik bilenler bilir gaz ocağı iğneleri vardı uğraştık bir türlü isi beceremedik yakamadık. İsli isli yanan oçakda bulgur pilavı yaptık.Ama bu arada etrafa taşan gaz ve alev ocağın ayaklarında bulunan lehimleri ertti ve ocağın ayakları ocaktan ayrıldı. İsli ocakda pişen ve gaz kokusu sinen bulguru yedik zorlada olsa. ama ocağı tamir ettirmeliydik. Taşpınarda lehimcilik yapan amcaya götürdük ocağı. Amca 2,5 lira istedi. Bizde hiç para yok. derdimizi anlatmaya çalıştık ama önce anlamadı. Sonra Şaban başladı yalvarmaya; amca ayağının altını yiyeyim biz açız ne olur!!! falan adam vicdana geldi bizim ocağın ayklarını lehimledi. Ayrıca ocağın memesini değiştirdi. Amcaya borcumuzu ödeyeceğimizi söyledik. Daha Sonra yani bir hafta sonra köye döndük haftalık paramız olan 2,5 lirayı alıp Taşpınara döndük. Borcumuzu ödemeye gittiğimizde amca siz öğrencisiniz. Paranızın olmadığına inandım borcunuz yok dedi. Herpimizin gözleri yaşardı. Birbirimize baktık çok duygulandık,sevinçten ağlamak istiyorduk ama ağlayamadık.
    
 
      SAHIN SERT (AVUSTURYA)
11 Mayıs 2010 18:40 Şehir: VIYANA Yaş: 35


H.HÜSEYIN KAYMAK DEDEM GURBAN OLURUM BEN SANA SENİDEMİ KAYBETTİK BENİM MANEVİ DEDEM ÖRNEK ALDIĞIM İLAHİ DEDEM MEKANIN CENNET OLSUN NURLAR ICINDE YAT DEDEM EBEM BASIN SAG OLSUM EBEM SİZLERI HİÇ UNUTMDI UNUTMYACAĞIM.SENE 1987 1988 BEN KÖYÜMÜZDE KURAN KURSUNDA KALIRKEN KIŞ AYINDA DEDEM GELİRDİ SAHBAH KADAR NÖBET TUTARTI YATAKHANE SICAK KALSIN DİYE BIZE DE SABAH NAMAZINA İLHİYLE KALDIRIRDI O SES KULAKLARIM HALA ÇINLAR.DEDEM SENI COK ÖZLEYECEĞİM:BÜTÜN KASABAMIZIN VE KAYMAK AİLESİNİN BASI SAG OLSUN.GEÇEN YIL İZİNE GELDIĞIMDE ZIYARETINE GİTMİŞTIM BİR BİRİMİZE SARILIP HÜNGÜR HÜNGÜR AĞLASMISTIK BENİ MAHSUR GÖRÜN BUNLARI SİZERLE PAYLASMAK İSTEDIM KASABAMIN INSASNIYLA.ÇÜNKÜ DEDEMİ ÇOK SEVIYORUM.
    
 
   
RÜŞTÜ 11 Mayıs 2010 09:32 Şehir: BİŞKİN Yaş: 18

BİZ BUGÜN ASLINDA BİR KİŞİ DEĞİL BİR ÇINARI BİR TARİHİ TOPRAĞA VERECEĞİZ BENCE ÇOK ÜZGÜNÜM ENİŞTE'NİN SOHBETİNE DOYAMAZDIM HER BAYRAM GİDERDİM VE ORADAN ÇIKMAYI CANIM İSTEMEZDİ ÖYLE GÜZEL ANLATIRDI Kİ ESKİLERİ SANKİ O GÜNLERDEYMİŞİM GİBİ HİSSEDERDİM BAYRAMLARDA DİĞER GİTTİĞİMİZ YERLERDE 5-10 DAKİKA OTURUYORSAK O KAPIDAN İÇERİ GİRDİĞİMİZDE SAATLERCE OTURMAK İSTERDİM VE NEREDEYSE EN AZ 30-45 DAKİKA KADAR OTURURDUK DİNLERDİK BİLİRDİM Kİ ENİŞTE YİNE ESKİLERİ TARİHİ ANLATACAKTI VE HEP İSTEDİM BİR GÜNÜMÜ AYIRSAM ANLATSA DİYE BİLİYORDUM Kİ O KOSKACA TARİH BİR GÜNDE BİTMEZDİ İSTERDİM Kİ GÜNLERİMİ HAFTALARIMI VEREYİM O TARİHİ DİNLEYEYİM AMA MAALESEF BİR TÜRLÜ GERÇEKLEŞTİREMEDİM VE BUNDAN SONRA ÖYLE BİR ŞANSIM OLMAYACAK BU YÜZDEN ÇOK AMA ÇOK ÜZGÜNÜM ONU KAYBETTİĞİMİZİ ÖĞRENDİĞİM AN YIKILDIM RESMEN VE GÖZYAŞLARIMI TUTAMADIM TEKRAR TEKRAR ÇINARIMIZ HACI HÜSEYİN ENİŞTEYE ALLAH'TAN RAHMET BAŞTA FADIMA TEYZEM'E MEHMET ÖMER İDRİS ADEM İSA ABİLERİME ŞEVVAL HALAMA TÜM KAYMAK AİLELERİNİN VE KASABAMIZIN BAŞI SAĞ OLSUN BAŞIMIZ SAĞOLSUN
    
 
   
Ahmet Bozkurt Site Yöneticisi 11 Mayıs 2010 02:28 Şehir: İSTANBUL

Evet bugün 10 mayıs YÜREĞİMİZİN YANDIĞI GÜN kasabamız acı günlerinden birini daha yaşadı. Sabah Ali abi akşam Hüseyin amacayı aynı günde kaybettik.HANGİSİNİ ANLATAYIM.Ali abiyi çok fazla tanımam gurbette ama duyarım güzel bir insan olduğunu allah rahmet eylesin. Ama HÜSEYİN amacayı çok iyi tanır bilirim her köye gidişimde mutlaka uğrardım sohbet ederdik tarih dolu bir insan TAM bir ÇINARDI 89 yıllık yaşamından anılar anlatırdı.zevkle dinlerdim. Bu anlattıklarının bazılarını burda paylaşacağım.AMA ÇOK DAHA ANLATACAKLARIM Var demişti. OLMADI YETİŞEMEDİM.Dinleyemedim.BAKIN kısa bir ANISI bir resim ne kadar önemli Hacının genç yaşta kızı vefat etmişti.BİZDEN BÜYÜK HATİCE idi galibaHaticenin ellerinde resmi yokmuş o zamanlar böyle resim çekme yoktu fazla Kurban bayramında gittiğimde sormuştu sitede o kadar ÇOK resim var HATİCENİN RESMİ YOKMU diye bekli toplu okul resimlerinde vardır olabilrmi diye sormuştu bende bilmiyorum demiştim.aslında yoktu.Bir resim deyip geçmeyin olsa ne kadar mutlu olacaktı. Cenazesine gelemeyeceğim ama ilk AKSARAYA geldiğimde mezarına geleceğim Başta halama MEHMET İDRİS ABİLERE ADEM İSA VE ÖMERCİK Kardeşime sabır dilerim.NUR İÇİNDE YAT HÜSEYİN AMCA SENİ HİÇ UNUTMAYACAĞIM.
    

2453 Haşim DAĞ 10 Ekim 2010 15:12 Şehir: AKSARAY
Recep Hocam, bayram davetinizi okudum. çok isterdim katılmayı ancak mümkün olmadığını biliyorsunuz Yazılanları okudum da bir yeri ihya etmek istiyorsak gerçekten eğitim-öğretimin çok önemi var. Yıllardır Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgelerinde bir çok sorundan bahsedilir içeriğine girmeyeceğim sorunların. Orada sekiz yıl kaldım gördüğüm en önemli sorun ya da sorunların üstesinden gelinememesinin tek sebebi eğitim eksikliği ya da eğitimin geç ulaştırılmasıdır. Mesela ilk göreve başladığım Siirt Pervari Düğünc&uu

 
  Bugün 1 ziyaretçi (5 klik) kişi burdaydı!

Bu sitede bulunan Armutlu Kasabasına ait bütün resimler ve bilgiler
http://yurdumarmutlu.tr.gg aittir.
Izinsiz baska sitelerde kullanılması yasaktır.
Sitenin tasarımı ve yapımı:Yahya BOZKURT`a aittir.